Advert
Lastikçi Çırağı
Av. İshak Barış ÇELİK

Lastikçi Çırağı

 

         Geçen cumartesi, Pazar alışverişi yapmak üzere aracıma binip evimden bir hayli uzakta olan Pazar yerine ulaşmak üzere yola çıktım.Birkaç gündür sürekli yağan yağmurun etkisiyle köstebek yuvasına dönen yollar yüzünden bir süre sonra aracımın arka lastiklerinden birinin patlamış olduğunu fark ettim.       

            Aracı kanara çekerek patlayan lastiği değiştirmek üzere araçtan indim.Bagajı açtım ve yedek lastiği çıkarmak için kontrol ettiğimde, o lastiğinde patlamış olduğunu gördüm. Tam şanssızlığıma üzülürken bir lastikçinin dükkanının önünde durduğumu fark ettiğimde ise,aslında şanslı oluşuma sevindim.

            Benim durumumda olan birinin öfkeli bir ruh halinde olması gerekirken gülümseyerek dükkana girdim ve aracımın lastiklerinin patlak olduğunu, onarılması gerektiği söyledim.

            Havanın soğuk olması nedeniyle dükkanın içindeki klimalı odaya geçip bir sandalyeye oturdum.Dışarıda hafifçe çiseleyen yağmuru seyre dalmışken gördüğüm manzarayla şoke olmuş bir halde ayağa kalkıp dışarı fırladım.

            Gördüğüm manzara korkunçtu. Bir çocukarabanın lastiklerini tek başına söküyordu. Hızlı bir şekilde çocuğun yanına gittim  veyumuşak bir uslupla:

---Adın ne senin çocuğum?

---Mehmet

---Kaç yaşındasın?

---14

---Kaç senedir bu işi yapıyorsun?

---2 sene oldu

---sadece lastikleri söküp takma işini mi yapıyorsun?

---hepsini yapıyorum

---Yani lastiğin yama işlerini de mi sen yapıyorsun?

----He abi hepsini ben yapıyorum

---Günde kaç saat çalışıyorsun?

 ----Sabah sekizden akşam sekize kadar

 ----Cumartesi Pazar tatilin varmı?

 ---Yok abi nerde

Kan beynime sıçramıştısanki. Bir hukukçu olarak bunu kabullenmem olanaksızdı.

            Dükkan sahibinin yanına gittim ve sert bir ifadeyle:

 ---Usta bir çocuğa bu kadar ağır iş yaptırmanın suç olduğunu biliyormusun?

Bilmiyorsan söyleyeyim:

TÜRK İŞ KANUNU MADDE 71’E GÖRE;

 On beş yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak, on dört yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış olan çocuklar; bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler. On dört yaşını doldurmamış çocuklar ise bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde yazılı sözleşme yapmak ve her bir faaliyet için ayrı izin almak şartıyla çalıştırılabilirler.

Çocuk ve genç işçilerin işe yerleştirilmelerinde ve çalıştırılabilecekleri işlerde güvenlik, sağlık, bedensel, zihinsel ve psikolojik gelişmeleri, kişisel yatkınlık ve yetenekleri dikkate alınır. Çocuğun gördüğü iş onun okula gitmesine, mesleki eğitiminin devamına engel olamaz, onun derslerini düzenli bir şekilde izlemesine zarar veremez.

Zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış ve örgün eğitime devam etmeyen çocukların çalışma saatleri günde yedi ve haftada otuz beş saatten; sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde çalışanların ise günde beş ve haftada otuz saatten fazla olamaz. Bu süre, on beş yaşını tamamlamış çocuklar için günde sekiz ve haftada kırk saate kadar artırılabilir.

Şimdi sana soruyorum!Bu çocuğun bütün zamanı burada geçiyor. Hem çocuğu oldukça ağır işlerde çalıştırıyorsun, hemde çalışma süresinden fazla çalıştırıyorsun…

Toplumumuzda ne yazık ki özellikle çocuklar büyük oranda mağduriyet yaşamaktalar. Bir toplumda çocuklar ne kadar mutlu ise, o toplum da o kadar mutlu olur. Herkes üzerine düşeni görevi yerine getirmelidir.

 

           

           

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Decof     2019-01-16 Gerçekten ders alınması gereken bir hikaye,umarım günümüz şartlarında bu durum düzelir,düzeltmeliyizde! Dilinize sağlık İshak bey.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
1200 YAŞINDA BÖLGEDE SADECE BİR TANE VAR O DA ERDEMLİ'DE
1200 YAŞINDA BÖLGEDE SADECE BİR TANE VAR O DA ERDEMLİ'DE
Yaşlılık değil ikinci ergenlik
Yaşlılık değil ikinci ergenlik