ERDEMLİ
Giriş Tarihi : 19-10-2020 22:36   Güncelleme : 19-10-2020 22:36

GİZLİCE ALINAN SES, VİDEO ve GÖRÜNTÜ KAYITLARININ DELİL DEĞERİ ?

Merhbaba sevgili okurlar, bu haftaki yazımda günümüzde bir hayli kullanılan ses kayıt cihazlarıyla yada artık hayatımızın bir parçası haline gelen akıllı telefonlarımızın özelliği olan veyahut bu akıllı telefonlarımıza yüklemiş olduğumuz ses kayıt, resim veya video kaydetme programları ile yapmış olduğumuz gizli ses ve görüntü kayıtlarının ceza mahkemelerinde veya hukuk mahkemekerinde ki delil değeri hakkında olacak.

GİZLİCE ALINAN SES, VİDEO ve GÖRÜNTÜ KAYITLARININ DELİL DEĞERİ ?

Merhbaba sevgili okurlar, bu haftaki yazımda günümüzde bir hayli kullanılan ses kayıt cihazlarıyla yada artık hayatımızın bir parçası haline gelen akıllı telefonlarımızın özelliği olan veyahut bu akıllı telefonlarımıza yüklemiş olduğumuz ses kayıt, resim veya video kaydetme programları ile yapmış olduğumuz gizli ses ve görüntü kayıtlarının ceza mahkemelerinde veya hukuk mahkemekerinde ki delil değeri hakkında olacak. 

                                      

İletişim çağı ile artık yüz yüze gelmeden sohbet, ticaret, ders gibi bir çok aktiviteyi gerçekleştirebiliyoruz. Bu aktivitelere sırasında karşı tarafta bulunan kişi yada kişilerle yaşamış olduğumuz bazı diyaloğ yada yükümlülükleri ileride yaşayacağımız sıkıntılara istinaden gizliden yada açıktan ileride delil olsun diye kayda alabiliyoruz. Bu işlemi elimizi güçlendirmek adına bir nevi delil olsun diye yapmaktayız. Delil, en geniş anlamıyla, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “insanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare, kanıt” olarak tanımlanmaktadır. Tanım çok geniş anlamıyla belirtilmiş ve bu tanıma göre de herhangi bir sınır çizilmemiştir. Bu sınırı çizmek ise hukukun genel ilkelerine ve özellikle de ceza hukukuna düşmüştür. Ceza hukuku bu sınırı ve ilkeleri çizerken bir takım kriterleri ve kuralları şart koymuştur. Genişçe açıklayacağımız üzere gizli bir şekilde alınan ses, fotoğraf veya video kayıtları, hukuka uygun elde edildikleri takdirde özel hukuk davalarında ve ceza yargılamalarında delil değerine sahiptir. Sistematik ve planlı bir şekilde delil üretmek amacıyla gizlice/habersizce kaydedilen, bu nedenle hukuka aykırı bir şekilde elde edildiği kabul edilen ses, görüntü veya video kayıtları bir vakıanın ispatı için hukuk veya ceza mahkemelerinde delil olarak kullanılamaz.

 

CEZA DAVALARINDA GİZLİCE ALINAN SES ve GÖRÜNRÜ KAYITLARININ DELİL DEĞERİ ;

 

Yukarıda da kısaca değindiğimiz üzere ceza yargılamasının yegane amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçeğe ulaşırken sanık beyanı, tanık beyanı, yazılı veya yazısız belgeler, ses veya görüntü kayıtları gibi tüm deliller kullanılabilecektir. Görüleceği üzere delil serbesttisi sınırsız gibi görünmektedir ancak bu özgürlüğü kısıtlayan en önemli sınır “hukuka aykırı delilin” varlığıdır. Ceza yargılamamızın amacı, ne pahasına olursa olsun suçluları cezalandırmak değil, hukuka uygun delillerle suçluları cezalandırmaktır. Mahkemeler ancak hukukun cevaz verdiği yollarla elde edilen delillere dayanarak hüküm kurabilecektir. Ceza hakimi, maddi gerçek açısından ne kadar önemli olursa olsun, yasak delili mahkemede tartışamaz, yasak delile dayanarak karar veremez ve hüküm kuramaz. Bu husus Anayasamızda da, Ceza Muhakemeleri Kanununda da mutlak şekilde belirtilmiştir. Anayasa m.38/6: Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez. CMK m. 148/3: Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez CMK m. 206/2-a Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur. CMK m. 217/2 Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Denmiştir.

 

Tüm bu hususlardan hareketle ses kayıtları delil olur mu? Soruna verilebilecek en genel cevap: Hukuka uygun her delil ceza yargılamasında delil olarak kabul edildiğinden, hukuka uygun yollarla elde edilmişse ses kayıtları delil olacaktır. Peki ses kaydı hangi durumlarda hukuka uygun elde edilmiş sayılır? Sorusuna ise Yargıtay kararları doğrultusunda cevap aramak gerekir. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre ses kaydının delil olması için hukukun cevaz verdiği bir hal olmalı veya başka türlü delil elde etme imkanının olmaması gerekir. Hukukun cevaz verdiği haller ise hukuka uygun bir şekilde mahkeme yada savcılık kararı alınması gerektiğidir. Lakin yargıtay sınırlı bir şekilde kişilerin gizlice ses yada görün kaydını delil olarak saymıştır.

Yargıtay ses kayıtlarının delil niteliğini değerlendirirken, işlenen suçun, ses kaydından başka suretle ispatı mümkün değilse ve bu ses kaydını almak için planlı şekilde hareket edilmemişse bunu hukuka uygun delil olarak görmektedir.  Yani kişinin ses kaydını alırken bir plan çerçevesinde hareket etmemiş olması ve başka türlü delil elde etme imkanının olmaması gerekir. aksi halin varlığı durumunda alınan ses kaydı hukuka aykırı olacaktır. Örnek verecek olursak, bir kişi ile telefonda konuşuyorsunuz. Yanınızda kimseler yok, karşınızda ki kişi size aniden birden bire küfürler etmeye başladı. Bu durumda size karşı edilen küfürler Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil ettiğinden ve bu tarafınıza işlenen suçu başka bir yolla ispat etmeniz mümkün olmayacağından, yetkili makan yani mahkemeleden izin alma şansınızın o an için mümkün olmadığından ve bu durumu başka bir yolla ispat etme şansınızın bulunmaması nedeniyle, bu durumda ses kaydını alarak, karşıda ki kişiye karşı ses kaydını delil göstererek suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Unutmayınız ki bu işleminiz planlı bir şekilde olmayacak, karşınızda ki kişiyi tuzağa çekme amacı gütmeyeceksiniz ve aniden gelişecek. Yoksa yapılan ses kaydı hukuka aykırı delil niteliği taşıdığı gibi bir de bu eyleminizden dolayı ceza ile karşı karşıya gelirsiniz. Yukarıda anlattığımız zorunluluklar dışında başkasına ait ses, fotoğraf ve videoları izinsiz ele geçirmek, kaydetmek veya yaymak suç teşkil edebilir. 5237 sayılı TCK’ya göre, gizlice/habersizce alınan kayıtlar şu suçların meydana gelmesine neden olabilir:

 

Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu: İki kişi arasındaki konuşmayı, konuşmanın taraflarından herhangi biri kayıt altına alırsa, bu fiil suç değildir. Ancak, kaydedilen bu konuşmanın üçüncü kişilerle paylaşılması, TCK m.133/2 deki konuşmaların ifşa edilmesi suçunu oluşturur. İki veya daha fazla kişi arasındaki aleni olmayan bir konuşmanın üçüncü kişiler tarafından gizlice kayda alınması, dinlenmesi veya hukuka aykırı ifşa edilmesi (yani üçüncü kişilerle paylaşılması) konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturur.

 

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu: İki kişi arasındaki telefon, internet uygulamaları, e-mail yoluyla yapılan iletişimin gizlice/izinsiz bir şekilde üçüncü kişiler tarafından dinlenmesi veya kayda alınması halinde haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu oluşur.

 

Özel hayatın Gizliliğini İhlal Suçu: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, failin izinsiz bir şekilde mağdura ait bir özel hayat olayını veya bilgisini elde etmesi, kaydetmesi veya ifşa etesi ile oluşur. Özellikle belirtmek gerekir ki, iki kişi arasındaki konuşmayı taraflardan biri diğer tarafın rızası dışında kaydetmiş olsa dahi özel hayatın gizliliğini ihlal edecek bir takım ses, görüntü veya videolar söz konusuysa özel hayatın gizliliğini ihlal suçu vücut bulur.

 

Yargıtay uygulamasına göre, gizlice yapılan ses, fotoğraf ve video kayıtlarının delil değerine ilişkin emsal kararlar şu şekildedir:

 

Telefon Görüşmesinin Tarafı Olan Kişinin Görüşmeyi İzinsiz Kaydetmesi

Sanığın bacanağı, boşanma davasında kız kardeşinin sanığı aldatmadığını beyan etmiştir. Sanık ise bacanağının aldatma olgusunu bildiğini, yalan yere tanıklık yaptığını ispatlamak ve yalan tanıklık suçundan şikayetçi olmak için bacanağı ile yaptığı telefon görüşmesini planlı bir şekilde özel sorular sorarak izinsiz kayıt altına almıştır. Hazırlıklı ve planlı bir şekilde yapılan bu kayıt hukuka aykırı olup savcılığa sunulması ise “haberleşmenin gizliliğini ifşa suçu” olarak nitelenir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2015/20 karar).

 

Ses Kayıt Cihazı ile Gizlice Çekilen Ses Kayıtlarının İfşa Edilmesi

Fiilen de beraber oldukları dönemde, resmi nikahlı eşi katılanın sadakatinden kuşkulanan ve kendisini aldattığını düşünen sanığın, birlikte yaşadıkları evin mutfağına ses kayıt cihazı yerleştirerek katılanın bir kişiyle telefonda yaptığı konuşmalara dair seslerini kaydedip, bu kayıtları katılanın kendisini aldattığını söyleyerek müşterek arkadaşları N. ve D.’a dinletmesi, bilahare bu kayıtları açılan boşanma davasında mahkemeye delil olarak sunması biçiminde gelişen olayda; sanığın, kendisini aldattığı düşüncesiyle boşanma aşamasına geldiği katılan hakkında açacağı boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacıyla ses kayıt cihazı ile kayıt yaptığı, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği, ancak şikayetçiye ait ses kayıtlarını müşterek arkadaşlarına dinleterek ifşa eden sanık hakkında, TCK’nın 134/2. maddesi uyarınca özel hayatın gizliliğini ifşa suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verilmesi gerekir (Yargıtay 12. Ceza dairesi – 2014/17251 karar).

 

Süleyman TaşSüleyman Taş