Ormanın derinliklerinde sakince akan bir derenin suyu gibi akıp gitmekteydi zaman... Asırları devirmiş Saçlımeşe ağacının gölgesine oturmuş, zamanın akışını seyrederken, gökkuşağı renkleriyle bezenmiş doğanın ahengine kaptırmıştı kendini çoktan yalnız adam...
-Annesinden sonra ikinci annesi olan tabiatın ellerinde evrilip, şekillenmişti yalnız adam.
-Dostluğu, riyasız ve çıkarsız sevmeyi orada öğrenmiş, hürriyeti, adaleti orada tadıp yaşamıştı.
-Haset, kin, öfke, nefret yoktu yalnız adamın dünyasında, Ağaçlarla sohbet eder, hayvanattan ilim tahsil ederken, eğlencesi türkü söylemek, resim yapmak, şiir yazmak ve umarsızca ıslık çalmaktı...
-Ama en çokta nedensizce sevmekti... Öyle ya! Kainatın hamuru sevgiyle yoğrulmuştu, bu nedenle nereye baksa, neye dokunsa sevgiyi hissediyordu yalnız adam.
-En çok sevdiği çiçekler menekşe, sümbül,nergiz ve sıklamenlerdi.
-Yapayalnızdı dağlarda ama zahiren yalnızdı.
-Çünkü çıkarsız ve riyasız dostları vardı.
-Bazen yağmur tutardı ellerinden, Güneş saçlarını tarar, rüzgarlar yanaklarını okşardı yalnız adamın.
-Bazen şu koca Evren'in içerisinde kaybolurdu, fakat öyle bir an gelirdi koca Evreni'de içine sığdırırdı...
Süleyman Taş
**İnsanlar Utanmayı Unuttu**
Ahmet Dekiş
BİR AĞAÇ
İsmet CAN
BAŞKAN TOLLU VERDİĞİ SÖZÜ GERÇEKLEŞTİRDİ
Ayşe BİLGEN
HER YENİ BİR GÜN ŞANSTIR
Meryem Altınkaynak
DUL KADINI BAŞARISIZ GÖRÜP… DUL ERKEĞİ GÖKLERE ÇIKARAN ZİHNİYET…
Dilek Erdemli
SESİMİZİ DUYAN VAR MI?
Serap Kustimur
SÖZÜM MECLİSTEN DIŞARI
AV. ZİYA ŞİMŞEK
YAKALAMA 2
Ahmet BOYLU
LOZAN ANLAŞMASI ve MADENLERİMİZ